En   De   Ru

Jolly  Tur  Satış  Acentası 

 

 

Kültür Turları      19 Mayıs Turları      23 Nisan Turları     29 Ekim Turları      Mavi Tur      Bayram Turları        

Doğu Anadolu Turu

 

Popüler Turlar :      Gap Turu       Karadeniz Turları       Ege - Akdeniz        Likya         Assos - Ayvalık       Kapadokya        Safranbolu       Fırsat Turları
.

Ana Sayfa

 

Tatilofisi.com Facebook   Tvitter    

 

tracker

 

DOĞU  ANADOLU  TURU  Uçakla  

 

Erzurum Kars Iğdır Doğubeyazıt Van Tatvan Ahlat  Akdamar Adası

 

1.Gün Çarşamba :  Erzurum – Çifteminareli Medrese – Yakutiye – Taşhan -Palandöken – Pasinler  Ovası  – Çobandede Köprüsü - Horasan – Kars – Katedral – Taşköprü – Baltık  Mimarisi -  Eski  Şehir

 

Saat 03:30 da  Bakırköy Regata Otoparkı  04:00 Harbiye Jollytur Ofis Önü 04.30 Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden hareket edecek servis araçlarımızla 05:15 de İç hatlar terminali Jolly Tur kontuarı önünde buluşma. Check - in işlemlerimizin ardından Sun Express sefer sayılı 06:30 uçağı ile Erzurum’a uçuş. Doğu Anadolu’nun en büyük şehirlerinden ve aynı zamanda 1900 mt.lik yüksekliğiyle ülkemizin en yüksekteki şehir merkezi olan ERZURUM’un eski eserlerinin neredeyse tamamı, aynen Diyarbakır’da olduğu volkanik, bazaltik kara taştandır. Şehrin geneline yayılmış olan kasvetli hava ile Palandöken’in karlı zirveleri tam bir tezat yaratırlar. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden olan Çifte Minareli Medrese, Saltuklular dönemine tarihlenen Üç Kümbetler, Osmanlı mimarisinin şehirdeki gözde temsilcilerinden ve aynı zamanda da “oltu taşı” mağazalarının bulunduğu Taşhan ve ilgi çekici çinileriyle ön plana çıkan Yakutiye Medresesi gezilerimizi yapıp, Üniversitelerarası 2011 Kış Olimpiyatları’ndan sonra Dünya çapında kış sporları tesislerine sahip olan Palandöken Kayak Merkeziyle yakın yıllarda adından çok söz ettirecek olan Erzurum’dan ayrılıp Kars’a doğru yola çıkıyoruz. Pasinler’den geçerken Aras ve Kargapazarı nehirlerinin kesiştiği noktaya inşa edilmiş olan 800 yıllık Moğol eseri olan Çobandede Köprüsü’nde fotoğraf molası verdikten sonra Horasan, Sarıkamış yoluyla 1750 rakımlı KARS’a ulaşacağız. Ülkemizin en doğusunda olmasına rağmen, aslında Kafkasya’nın en batısında olan bir şehirdir. Yani hem doğulu, hem batılı özellikleriyle çevresindeki Erzurum, Ağrı, Iğdır gibi illerden kültürel anlamda çok farklı, kıpır kıpır, sokakları hayat dolu bir şehirdir Kars. 1877 yılından sonraki 40 yıl boyunca Rus işgalindeyken yeniden kurulan şehir, Baltık mimarisinin ülkemizde en iyi izlenebileceği merkezdir. Birbirini 90 derecelik açıyla kesen sokaklar, cepheleri süslü, kesme taş binalar.. Kars’ı çok seveceksiniz, biz bundan eminiz! Kars şehir merkezine bir kartal yuvası gibi tepeden bakan Kars Kalesi, Katedral diye de bilinen 12 Havariler Kilisesi gezilerini yaptıktan sonra serbest zamanda şehir sokaklarında dolaşabilirsiniz. Akşam yemeği ve konaklama için otele yerleşme.. (KARS)

 

2.Gün Perşembe : Ani Harebeliri – Ermenistan Sınırı - Iğdır Ovası – Ağrı Dağı – Doğubeyazıt – İshak Paşa Sarayı – Meteor Çukuru – Gürbulak Sınır Kapısı

 

Otelden ayrıldıktan sonra ilk olarak tam Ermenistan sınırında yer alan Ani Harabeleri’ne gidiyoruz. Ani 1000 yıl öncesinin bölgenin en büyük, en zengin şehriymiş. Zaten ören yerinde göreceğimiz anıtsal yapılardan bunu hemen anlayacaksınız. Surları, kapıları, Resimli Kilise, AzizPirkitch Kilisesi, Menuçehr Camisi, İpekyolu Köprüsü gibi eserleri görerek 2 ülke arasında sınırı oluşturan Arpaçay’a tepeden bakarak bu unutulmaz geziyi tamamlayıp, Digor, Tuzluca yolunu kullanarak, uzunca bir süre Ermenistan sınırına paralel bir şekilde giderek 850 rakımlı IĞDIR’a ulaşıyoruz. Dikkatle bakarsanız Erivan’ın evleri ve sınırımıza çok yakın kurulmuş olan Metzamor Nükleer Santrali’ni de görebilirsiniz. Iğdır Ovası Doğu’nun Çukurovası olarak adlandırılır. Yüksek dağların arasına sıkıştığı için çevresinden çok daha yumuşak ve ılıman bir havaya sahip olan ovada her türlü sebze ve meyva hatta pamuk bile yetişmektedir. Iğdır’ın sırtını dayamış olduğu, 5137 mt.lik yüksekliğiyle ülkemizin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nı fotoğraflamak için uygun bir noktada mutlaka duracağız, merak etmeyin! J Öğle yemeğimizi Iğdır’da aldıktan sonra 1 saatlik kısa bir yolculukla 1625 rakımlı Doğu Beyazıt’a geçiyoruz. Çarşısında vereceğimiz alışveriş molasında yan yana sıralanmış Pasajlarda pek çok farklı ürünü normal fiyatlarından çok daha ucuza alma şansını bulabilirsiniz. Serbest zamandan sonra İshak Paşa Sarayı’na çıkıyoruz. 220 yıllık bu saray yapıldığı günden buyana tüm Doğu Anadolu’nun sembol yapısı olmuştur. Bütün ovaya tepeden bakan konumuyla, birbirinden eşsiz taş işlemeli anıtsal kapılarıyla, 116 odalı muhteşem bir saray yapısı bizi bekliyor. Otele yerleşmeden önce Ağrı Dağı’na paralel bir şekilde giderek önce Gürbulak Sınır Kapısı’nı daha sonra ise meteor çukuru diye de bilinen obruku görüp akşam yemeği ve konaklama için otele yerleşiyoruz. (DOĞU BEYAZIT)

 

3.Gün Cuma : Tendürek Gecidi –Çaldıran -Muradiye Şelalesi –Van Gölü –Ahlat – Tatvan - Nemrut Dağı - Van

 

Kahvaltıdan sonra ki ilk durağımız ülkemizdeki en yüksek karayolu geçitlerinden birisi olan Tendürek Dağı Geçidi (2644 mt.) olacak.  Tendürek volkanından çıkan lavların katılaşarak çok ilginç bir görüntü oluşturduğu geçitte fotoğraf için mola vereceğiz. Çaldıran Ovası’ndan geçerken Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki meşhur savaşın geçtiği alanları göreceğiz. Bendi Mahi Çayı üzerindeki Muradiye Şelalesi’nde de fotoğraf molası verdikten sonra Van Gölü’nü solumuza alarak Adilcevaz üzerinden, Selçuklu Mezarlığı’yla meşhur Ahlat’a ulaşıyoruz. Özellikle Selçuklular döneminde Ahlat taş ustalarıyla meşhurdu. Konya’dan Erzurum’a, Sinop’tan Antalya’ya kadar her şehrimizde Ahlatlı bir ustanın eserine hala rastlarız. Bu özelliğinden dolayı Ahlat günümüzde hala, bazıları 3.5mt yükseklikteki mezartaşları ve birbirinden ilginç kümbetleriyle meşhurdur. Selçuklu Mezarlığı ve Ahlat kümbetlerinin en ilginç mimarilisi olan Emir Bayındır Kümbeti’ni gördükten sonra öğle yemeğimizi alacağımız 1760 rakımlı Tatvan’a geçiyoruz. Yemekten sonra minibüslerimize binerek Dünyanın da en büyük kalderalarından birisine sahip olan Nemrut Dağı Krater Gölleri’ne çıkacağız. Yaklaşık 40 km2’lik bir yüzölçüme sahip Nemrut Kalderası, ülkemizin volkanizma faaliyetleri açısından, en karakteristik ve en orijinal yeryüzü şekillerinden birisidir. Gerçekten de bu kaldera içerisinde yer alan büyüklü küçüklü 5 göl, çok sayıda lav çıkış merkezi, lav hunisi, sıçratma konisi, sıcak su kaynakları, orijinal fauna ve florası ile tam bir tabiat harikası görünümündedir. İnsan burada kendini, dünyadan uzak başka bir gezegende gibi hissetmektedir. Bu nedenle kalderayı ilk defa görenler, bir dağın içerisinde bu kadar çeşitli güzelliği bir arada görmenin şaşkınlığını yaşarlar. Nemrut Dağı gezimizden sonra Kuskunkıran Geçidi’ni (2234 mt.) aşarak Doğu’nun Paris’i de denilen ve ülkemizin en büyük gölü olan Van “Denizi”nin kıyısına kurulmuş olan 1660 rakımlı VAN’a ulaşıyoruz. Konaklama ve akşam yemeği “Deniz” kıyısındaki otelimizde.. Not: Vanlılar “göl” demezler, Van”denizi” derler. (VAN)

 

 

4.Gün Cumartesi:  Çavuştepe – Akdamar Adası – Gagık Kilisesi – Gevaş – Tuşpa –Van  Kedisi Koruma Merkezi

 

Otelde alınacak kahvaltının ardından tümgün Van’ı geziyoruz. İlk olarak Urartu krallarından II.Sarduri’nin yaptırdığı, kaynaklarda Sardurihinili diye geçen Çavuştepe Kalesi’ne gidiyoruz. Van-Hakkari karayolunun üzerindeki bu etkileyici kale adını aldığı Çavuştepe ovasına tepeden bakar. Kalede; depo, işlik, saray ve tapınak kalıntılarını görüp, eğer şanslıysak Dünyanın sayılı Urartuca bilen kişilerinden; kale bekçisi Mehmet amcayla tanışıp, ondan Urartu yazıtlarını  dinleyeceğiz. Van denince akla ilk gelen yapı Akdamar Adası ve Kilisesi var sırada.. Yarım saatlik tekne yolculuğuyla ulaşacağımız Akdamar Adası’nın ve Kilisesi’nin kavuşamayan aşıklarının hüzünlü hikayesini ve Kral Gagik’in muhteşem kilisesinin tarihini öğrendikten sonra öğle yemeğimizi Van“Denizi” kıyısında alacağız. Dileyenler Van’a özgü inci kefalinin tadına bakabilirler. Yemekten sonra Doğu Anadolu ve İran kültürünün en önemli öğelerinden olan Halı ve Kilimler hakkında ayrıntılı bilgi alabileceğimiz Halı-Kilim Kooperatifinde bir mola verip, daha sonra Tuşpa diye de bilinen, gerçek adı ise yazılı kaynaklarda kral I.Sarduri’den dolayı Sardurihinili olan Van Kalesi’ne gidiyoruz. Surlar, kale camisi, Urartu krallarının kaya mezarları ve kale kapılarını gördükten sonra konaklama ve akşam yemeği otelde. (VAN)

 

5.Gün Pazar :  Yedi Kiliseler – Van  Müzesi – Van Şehir Merkezi - İstanbul

 

Bugün rahat ve keyifli bir gün. Dileyenler kahvaltıdan sonra Van şehir merkezine çok yakın olan, Erek dağı eteklerindeki Yedi Kiliseler Manastırları kalıntılarına ekstra olarak gidebilirler. (Bu gezi minimum 10 kişi olduğunda yapılır) Dileyenler ise Van “Denizi” kıyısında geç uyanmanın ve geç kahvaltı almanın keyfini tercih ederek, dilerlerse Van “Denizi”nde yüzmenin tadına bakabilirler. Suyu sodalı olduğu için çok farklı bir deneyim olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Havaalanına gitmeden önce son derece mütevazi ama  yakın yıllarda bulunan Hakkari stelleriyle çok farklı bir koleksiyona sahip Van Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Doğunun gizemlerini keşfettiğimiz gezimizin sonunda Van Havaalanına gidiyor, check-in işlemlerimizi yaparak Sun Express 13.45 de kalkacak olan Van / İstanbul uçağıyla İstanbul’a dönüyor ve bir başka Jolly Tur organizasyonunda görüşmek dileğiyle sizlerle vedalaşıyoruz.

 

 

 

© 2005   Tatilofisi.com      Kullanım şartları  I  Gizlilik  I  İletişim   I  Sitemap  I  e-Mail  I  Reklam